Temelden Ele Alışlarla
1.1-
Semboller:
F(orce)=Kuvvet anlamındadır. Birimim Metrik sistemde Newton
dur.
E(nergy)=Enerji. Birimi N x m (Jule) jul dür.
W(ork)= İŞ anlamına gelir. Enerji gibi jul ile ölçülür.
L(engt)= Uzunluk anlamındadır. Birimi metredir.
T veya t(ime) = Zaman demektir. Birimi Saniyedir.
P(ower) = Güç demektir, watt ile ölçülür.
g(ravity) =yer çekimi ivmesi (9.81 m/s2)
h(our)=Saat= 3600 s
I (akım) =Birimi Amper dir
U (gerilim. Sıklıkla potansiyel olarak da anılır) Brimi Volt
∆ Önüne glediği sembolde bir fark alındığını gösterir. ∆UAB
= UB-UA ; B ve A arası gerilim farkı.
1.1.1- Birimlerin üst ve alt
kat sembolleri
T(era)= Milyon kere milyon (1012) birim
G(iga)= Bir milyar kere (109) birim
M(ega)=Bir milyon kere (106) birim
K(ilo) = Bin kere (103) birim
BİRİM
m(ili)= Binde bir (10-3) birim
µ(mikro)=Milyonda bir (10-6) birim
n(ano)= Milyarda bir (10-9) birim
p(ico)= Milyon kere milyonda (10-12) birim
GİRİŞ: Enerji- Enerji-Enerji
Bu bölümde İş, Enerji ve güç arasındaki bağıntıları ve gerekli
tanımlamaları biraz da benim gözlüklerimin arkasından bakarak anlatmak istedim.
Çünkü çok iyi hatırladığım senelerce önceki bir TV röportajında, Amerika’da öğrenim görmüş “Barajlar Krallığı” unvanı verilen
bir büyüğümüz Giga Watt? nedir sorusunu cevaplandıramamış, polemiklerle
geçiştirmişti.
Önceleri doğrudan hiçbir formül, tanım ve grafik vermeden konuyu
Nükleer ile alternatif enerjiler arası bir karşılaştırma verecek tarzda bir
yazı halinde yazmak istedim. Fakat sonraları gördüm ki konular karmaşık bir
hale gelmekte ve eğer temelden aynı dili kullanmazsak birkaç sayfa sonra işin
içinden çıkılamaz duruma gelinmektedir. Doğal olarak konuya hakim arkadaşlarım
bu bölümü geçebilirler.
1.2- Enerji
Peki nedir bu enerji? Kitaplardaki karşılığı “Fiziksel bir iş
yapabilme yetisi” diye tanımlanır. (Benim gözlüklerim bu tarifi şöyle
okumamı sağlıyor: “Sizin yapmayı istemediğiniz veya yapmak isteseniz bile altından
kalkılamayacak büyüklükte bir işin başka fiziki bir kavram tarafından yerine
getiren yeti”. Binlerce yıldır işleri hayvanlara ve çok çeşitli makinelere
yaptırmıyor muyuz?)
Bu tanımdan hemen şu soru doğmaktadır: Fiziksel İş Nedir?
Üzgünüm hanımlar, oturduğunuz yerden
fasulye ayıklamanız, veya sevgili öğrenciler masa başında ders
çalışmanız (her ne kadar kıymetli olursa olsun) bir hareket içermediğinden
fizik bilimi bakımından iş yapılıyor sayılmamaktadır.
Bu durumda fiziki iş kavramına dönersek: Bir karşı koyucu (zıt) yöndeki
bir kuvvete karşı koyan bir (F) kuvveti (ki burada kuvvetin birimini
Newton olarak alıyoruz) ile bir cismi, L (metre) ilerletirsek fiziksel
iş: W = F(N) x L(m) yani W= F x L (N x m) = F x L (Jule) olmaktadır.
Hatırlarsınız buna liseden beri “İş eşittir Kuvvet çarpı yol” ve “İş
eşittir enerji” denmekteydi. Güç kavramına geçmezden önce özellikle diyet
ve spor yapan arkadaşlar için bazı ilginç örnekler vermek istiyorum.
Benim kütlem 127.2 kg (çok çok fazla!) bunun ağırlık yani kuvvet
olarak karşılığı 1247.40 Newton dur. Her
kat arası 3 metre olan 12 katlı bir apartmanın merdivenlerini yer çekine karşı
koyarak tırmandığım zaman L=3x12 (m) =36 (m) yaptığım iş (veya vücuduma
potansiyel enerji olarak depoladığım enerji) W= 1247.40 (N) x 36 (m) = 44 906.4
jul olacaktır. Eski fizik kitaplarınızda
Joule Thompson deneyi sonuçlarına bakarsak bu kadar enerjinin 107.35 kCal. Ye
eşit olduğunu bulursunuz. Bedenimde bir gram yağ yanarsa 9.7 kCal enerji elde
ederim. ( doğal olanı önce karbon hidratları yakmaklayız.Hücrelerde hidro
karbonlar yakıldıktan sonra yağlar yakılmaya başlar. Hesapları karıştırmamak
adına biyolojik konuları biraz atladım) Yukarıdaki hesaplamalardan ancak 11
gram yağı yakarsam bu merdiven işini başaracağım ortaya çıkıyor. Burada
doğrudan yer çekimine karşı iş yapıyorduk. Eğer düz bir yolda yürürsek,
ayakkabılarla semin arasındaki sürtünme kuvvetine karşı iş yapmış olursunuz.
Kuru havalarda sürtünme katsayısı 1/3 olarak alırsak, sürtünme kuvveti
ağırlığımızın da 3 te birine düşmesini getireceğinden. Aynı enerji yakmamız
için ortalama 3x36=108 metre yürümemiz gerekir. (Gözlüklerim bana tereyağlı,
bal gibi şerbetli 2 dilim baklava yersem, karşılığında 4 km yol yürümem
gerektiğini gösteriyor. Ayrıca 1 adet simit 400kCal ise benim bunu yakabilmem
için 36 kat tırmanma gerek var. 81 kg bir bayan ise 76 kat tırmanacak demektir)
1.3- GÜÇ
Bizde kavram kargaşası
çok fazladır. En çok arazi ölçüsüne metre kare yerine metre diyenlerde
gözlemlenir. Güçle enerji de çok sıklıkla karıştırılır.
Gelelim GÜÇ tanımına “bir saniyede jul cinsinden enerji üretebilen (veya
enerji harcayan) bir mekanizmanın gücü 1 Wattır ”
Formüle edersek: P= W/t dır diyebiliriz.
Şimdi yukarıdaki probleme dönersek; ben her katı ortalama 1.5 dakikada
kat ederek 12 katı son katlardaki yorulmayla birlikte 20 dakika yani 1200
saniyede tırmanabilmiştim. O halde benim buradaki kas gücüm 44 906.4 (jul)/1200
(s) = 37.42 Watt olmaktadır. Apartmanımızın hızının 1.2 m/s olduğu bilinen
asansörü 30 saniyede tepeye varacaktır. Motor gücü ise 7500 wattır. (Acaba
neden bu kadar büyük?)
Burada elektrikte gücün birimi watt olarak verildiği halde, tüketilen
enerji birimi olarak kWh diye bir birim pratik hayatta faturalarımıza girmiş
olduğunu belirtmek isterim. Örneğin 1 kWh enerji ne demektir? Bunu açıklayayım:
Bir kere bir birimin başına k(ilo) harfi gelince bunun o değeri 1000 ile
çarpmak olduğunu biliyoruz. O halde 1kWh=1000Wh=1x103 Wh demektir.
Peki buradaki h(our) da saat demektir.
1h= 60x60= 3.6x103 sn olduğuna göre, ayrıca boyut olarak W=jul/sn
olduğunu hatırlarsak tüm değerleri yerine girildiğinde: 103 x (Jul/sn)
x3.6x103= 3.6 x106Jul = 3.6 MJul kısaca okursak 3.6
milyon Jul demektir. Şimdi siz o büyüğümüzün cevaplayamadığı 1 Giga Watt Saat=
1GWh’ın ne demek olduğunu Tera jul (TJul) cinsinden hesaplayabilir misiniz? Bu
arada Giga watt 109 Watt= 1.000.000.000 watt demektir. (şimdi gelin
de üslü kemiyetlerin kıymetini aramayın)
2-
Enerjiye
başka bakış açıları
2-1 En
ucuz elektrik tasarruf ettiğiniz enerjidir. Hayır burada her ortamda
karşılaştığınız şeylerden biraz daha değişik örneklere değineceğim. Örneğin
benim gibi kocaman (200-250 cm3) kupalarla kahve içiyorsanız lütfen
önce tasınızı soğuk su ölçeği olarak kullanın ve çay-kahve otomatları gibi su
ısıtıcılarına öyle boşaltın. Bu cihazınızın fazla su yüzünden uzun zaman
ısıtmada kalmasını önleyecektir. Ayrıca mutfak deneyimlerinizden fark ettiniz
mi bilmem, ısınıp soğumuş su tekrar dan ısıtmak istediğiniz zaman çok daha geç
kaynar (nedeni ise ebüliyoskopi noktasının yükselmesidir?). En son şunu
söyleyebilirim bu tür ısıtıcıların tüketimleri bir aylık dönemde bir elektrikli
fırının tüketiminden daha fazladır. Eğer verimsiz kullanırlarsa etkilerini
ödenecek faturalarda hemen gösterirler.
Sizler hiç farı
ve dinamosu olan bir bisiklete bindiniz mi? Dinamoyu tekerleğe yapıştırınca
muazzam bir kuvvet harcamaya başlarsınız. Bu sürtünme kuvvetine karşı harcanan
ek enerjidir. Ön farınızı yaktığınızda ise daha da müthiş bir ek sarfiyat
devreye girer. Şimdi ek olarak kuvvetli sabit mıknatısların arasında elektrik
üreten bobinleri döndürmeye çalıştırıyorsunuz ve siz elektromanyetik kuvvetlere
karşı bir fiziki iş yapıyorsunuz demektir. Bundan sonra “3-5 watt nedir ki”
demeden önce lütfen 5 wattlık bir dinamonun bacaklarınıza uyguladığı direnimi
hatırlayınız. Bakın daha henüz ülke çapındaki bir tasarrufun önemini açıklamaya
gelemedim.
Hepimiz biliyoruz
cihazların enerji tüketimini belirten sınıflandırma var. Eskiyen çamaşır-
bulaşık makinelerini ve buz dolabımı birer sene ara ile A++ ve A+++
sınıfındakilerle değiştirdim. Elektriğin kWh fiyatı zamlanmasına rağmen halen
ayda ortalama eski faturalarıma göre 40 ila 65 lira az ödüyorum. Bazı ciddi
firmaların kataloglarında yıllık sarfiyat karşılaştırma tabloları var. Evet üst
sınıftaki cihazlar daha pahalı gibi gözükmelerine rağmen çok çabuk aradaki
farkı kapatabiliyorsunuz. Cihaz seçim kriterlerinize lütfen bu kriteri de
eklemeyi unutmayınız.
Devletimiz de
enerjiyi tasarruflu kullanmada kilit rol oynar.
Santral çıkışlarında
Orta gerilim, trafo tesislerinde yine Orta Gerilim “Güç Faktörü Düzeltme” (Power
Factor Correction) tesisleri kurması Faz
dengelemeleri de kullanması gereklidir. Devletin Güç Düzeltme Faktörünü Türkiye
genelinde en az 0.96-0.97 seviyelerine çıkartması gerekmektedir. Endüktif yük
kullanan tesislere kompanzasyon panolarını zorunlu olarak kurdurtması
kurmayanalara aylık taksit ödemeleri toplar gibi cezalı fatura seçeneğinden
vazgeçmesi lazımdır.
Bu arada şunu da
belirteyim: Endüktif yük santralden çıkıp tesislere kadarki yolda sadece
kabloları veya havai hatları ısıtan bir kayıp güçtür. Bu faktörün
düzeltilmesi bile Keban gibi bir iki santralın devre dışına çıkmasına neden
olacaktır. Çok basit bir mevzuat uygulaması ile Nükleere gerek olmayacağı
açıkca gözükmektedir.
2.2- George
Bush’un bir sözü çok doğru idi. “Gelecekte su ile enerjiye yatırım yapacak
ülkeler kendilerini kurtaracaklar” gibi bir laf söylemişti. Eğer enerji
açığınız varsa ki enerji kendilerine duyulan ihtiyacı yine kendileri yaratır.
Bunun en ilginç ve bilinen örneği elektrik enerjisidir. (Bir yere trafo kurmaya kalkarsınız. Mevcut yüklere göre
enerji nakil ve dağıtım projeleri yaparsınız ve buraya 400kVA bir trafo gerekli
dersiniz. Ve planlamanızı 2 yıl projelendirme, 2 yıl inşa safhası ve on yıl da
kullanım süresine göre toplam 14 yıl için yaparsınız. Daha trafoyu
yerleştirmeden evvel bir bakarsınız camiler, fabrikalar, okullar gibi toplu
yükler bir anda etrafta bitivermişler ve sonuçta 40 kat yüksek güçte bir trafo
kullanmak zorunda kalmışsınız.)
Dolayısıyla devletlerin en ucuz olarak en önce kendi
ulusunu tasarruf yönünde eğitip önlemlerini de alırken enerji üretimlerini
arttırmak için mutlaka yatırım yapmaları gerekmektedir.
2.3- Tüm
enerji yatırımlarının ortak özelliklerinden birisi ilk tesis giderlerinin
yüksek olmasıdır.
2.4- Her
enerji üretme şeklinin faydalı, bunun yanında da sakıncalı tarafları vardır.
Örneğin hidroelektrik santralarında suyun yazın kuruması, uzun günler boyunca
hiç güneş görülmemesi durumunda güneş panellerinin üretim yapamaması, rüzgar
kesilince veya çok soğuk havalarda donan ekipmanlar nedeniyle rüzgar
türbinlerinin elektrik üretememesi gibi nedenlerle enerji üretiminde çok
değişik enerji kaynaklarının bir arada kullanılması zorunluluğu vardır. Bunlara
Hibrit (melez) tesisler denir. Müstakil bir ev için toplam yükün beşte birini
güneşten kalanını rüzgardan elde ederseniz, “güneş varken rüzgar yok, rüzgar
varken güneş yok mantığı” ile daha uzun bir süre aküleri şarj edebilir ve
daha kaliteli bir enerji elde edersiniz.
Acaba hükümetimizin bu kadar protestoya
karşılık nükleere kayması sırf enerji üretiminde çeşitliliğin sağlanması
ihtiyacına mı yöneliktir? Hiç sanmıyorum. Bizim daha kullanmaya bile
başlamadığımız ne kaynaklarımız var.
2.5- Enerji
kullanımı saatlik, günlük, aylık, mevsimsel periyotlarda sipsivri grafikler
çizerek değişiklikler gösterir. Burada önemli soru şudur: Büyük güçlü geri
dönüşümsüz (irreversible ) barajlar mı
kuralım? Yoksa pek çok küçük güçte geri dönüşümlü (Tersinir = Reversible)
santralarla mı ihtiyaç var? Bence Zaten Türkiye’nin elinde yeterince büyük
güçlü santral var. Sıkıntı şurada: Örneğin bir Çayırhan termik santralının
2x175 MW lık türbinleri bir arıza veya bakım için durdurulmak istensin. Devre
dışı kalan bu 350 MW lık gücü enerji üretmeden bekletilen pek çok santralımız
var: Örneğin Sır Barajı veya Oyma Pınar Barajı üretime geçerek karşılamaya
başlasın. Bu esnada ekstra bir 300MW talep oluşsun.
Çözüm
yolları neler olabilir?
A- Bu
gibi zor durumları daha önceden de gördüğümüz için Yedekte duracak olsa dahi
her birisi 6 GW büyüklüğünde 5 tane Nükleer Santral yaparım. Toplamda 30 GW
yedek gücüm olur. Bu çözüm yoluna kargalar dahi güler. İnsaf siz yurdun dört
bir tarafında pek çok HES’i kullanmadan kret kotunda gölü sabit tutuyor, dip
savakları açarak nehrin getirdiği suyu aynen salıveriyorsunuz.
B- Elektriğin
çoğunluğunu kullanacak olan sanayi yapıları doğal gaz ve elektrik zamları
yüzünden önce Romanya ve Bulgaristan, sonra da Çin’e göç etti. Siz kime nükleer
santral gibi devasa güçteki enerji arzını nereye vereceksiniz? Kısacası sizin enerjinizi
kim kullanacak?
Haydi tekrar reel
düşünelim. 300 değil de 600 MW güç açığı oluşsun. Benim bildiğim elinde 13 adet
HES i olan ayrıca doğal gaz çevrim santralı bulunan yüzlerce enerji üretim özel
kuruluşları var. Hepsi de yeni abonelikler vermek için Allah Allah diyorlar.
Ayrıca bunlar kendi dağıtım şebekelerine değil ulusal şebekeye bağlılar. Hadi
dendiği anda dolu savaklarını kapatıp enerjiyi üretip verebilecek durumdalar.
Ekstra masrafa gerek yok. (Bu durumda eskiden olduğu gibi enerji için komşi!
Bulgaristan’a da gitmeye gerek yok.) Hemen onlardan ürettikleri enerjileri
talep edebilirsiniz.
Geçici olayların onarımı 2-3 ay sürse bile
bu santrallerin toplam gücü ve gölet hacimleri size fazlasıyla yeter. İşin bir
tatlı tarafı daha var bu tesisler icabında kendi müşterileri için bazen ulusal
şebekeden enerji satın alır. Örneğin tarımda su kullanımının artması ile Kepez
elektrik bahar aylarından sonra kendisi
için enerji satın alır. Dolayısı ile devletin çok uzun dönemler
elektriği satın almasına bile gerek kalmayacaktır.
C- En
Kötüsü çok örneği olduğu gibi Bulgaristan’dan enerji satın alınabilir.
D- Alternatif
enerji üretimini teşvik edersiniz.
Bunun için de en önce YEK yasasını bir elden geçirirsiniz. Bunu
destekleyecek tüm mevzuatı da bir zahmet yayınlarsınız. Sizler hep enerji
dendiğinde solar ve rüzgar enerjisi aklınıza geliyor ama ben Alternatif
enerjileri devam eden yazımda ele alacağımdan burada o bölüme girmeyeceğim.
F- Pompajlı Rezervuarlı Hidroelektrik Santraller kurarsınız
Hidroelektrik
santrallerin bir çeşidi de pompajlı depolamalı santraller olup, amaçları enerji
talebinin düşük olduğu saatlerde şebekeden aldıkları enerji ile suyu
pompalayarak bir Üst Rezervuarda depolamak ve enerji ihtiyacının fazla olduğu
saatlerde biriktirilmiş suyu Üst Rezervuardan Alt Rezervuara akıtırken türbinlerle
hidroelektrik enerji elde etmektir. Gerçekte pompajlı depolamalı santraller
ülkenin toplam enerji üretimini artırmazlar, sadece kullanılmayan, ziyan olan
enerjiyi enerjinin en kıymetli, en pahalı olduğu zamana taşıyarak arz-talep
dengesini sağlamaya hizmet ederler. Yani bu santraller “bir bardak süt için
bir inek almaya gerek olmadığının” güzel bir örneğidir. Burada elektriği
bilmeyenler için söylemeliyim ki elektrik makineleri genelde geri dönüşümlüdür.
Yani türbinden makineye su düşüşü ile mekanik enerji aktarırsınız makine size
elektrik üreten bir jeneratör olarak hizmet eder. Enerji talebinin azalmasıyla
bu sefer elektrik makinize elektrik enerjisi verirsiniz, makine dönerek mekanik
enerji üreten bir pompa görevi görür öndeki rezervuardan suyu alır arkadaki
rezervuara çıkartır. Yani ek bir donanıma gerek yoktur.
Bu tip santraller gelişmiş sanayi
ülkelerinde 50-55 senedir yapılmaktadırlar. Ülkemizde de yakın bir gelecekte
gündeme gelmeleri beklenmektedir. Avusturyalı bir firma bunu bize 1984 yılında
önermişti. Hala yapılacak.
Gelecek bölümde Çeşitli enerji Üretim Şekillerini
göreceğiz.
Mustafa Ali Çağdaş - Greenpeace Mediterranean /Ankara


